<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Artık her hususta biz varız!..</title>
	<atom:link href="http://husus.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://husus.net</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Jun 2011 00:28:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Soğuk Savaş Sonrası Kavramı</title>
		<link>http://husus.net/soguk-savas-sonrasi-kavrami.html</link>
		<comments>http://husus.net/soguk-savas-sonrasi-kavrami.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 00:28:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk savaş nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Savaş Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Savaş Sonrası kavramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://husus.net/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk Savaş Sonrası Kavramı Soğuk Savaş (SS) kesin olarak Batı tarafından kazanıldı. SS ertesinde ABD dünya hegemonu olarak ortaya çıktı, ama AB (özellikle de Almanya) ve Japonya da bölgesel eksenler olarak belirdi. Bu arada, batı Avrupa&#8217;yla Rusya arasında biri Ukrayna &#8230; <a href="http://husus.net/soguk-savas-sonrasi-kavrami.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p><strong>Soğuk Savaş Sonrası Kavramı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Soğuk Savaş (SS) kesin olarak Batı tarafından kazanıldı. SS ertesinde ABD dünya hegemonu olarak ortaya çıktı, ama AB (özellikle de Almanya) ve Japonya da bölgesel eksenler olarak belirdi. Bu arada, batı Avrupa&#8217;yla Rusya arasında biri Ukrayna gibi eski SSCB cumhuriyetlerinden, diğeri de Macaristan gibi eski Doğu Bloku devletlerinden oluşan <span id="more-67"></span>bir &#8220;çifte tampon&#8221; kurulduğundan, Avrupa&#8217;nın güvenlik endişesi kalmamıştı. Bununla birlikte, evrensel duruma bakıldığında hem blok disiplininin sona ermesinin yarattığı istikrarsızlık, hem de geleceğin umut sunmaması endişe vermekteydi. Nitekim, 5,5 milyarlık dünya nüfusu 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde 8,5 milyar olacaktı ve bu büyümeyle baş edebilmek için dünya gayrı safi hasılasının 2025 yılına kadar her yıl ortalama yüzde 1,9 büyümesi gerekiyordu. Oysa, SS döneminin son 10 yılında bu oran bazen negatif bile olmuştu. Kaldı ki, zengin ülkelerle fakirler arasındaki uçurum hızla açılmaktaydı. Sonuçta rekabetin şiddetlenmesi ve çatışmaların artması beklenmeliydi. Diğer yandan, 2000&#8242;lerde en az 15 azgelişmiş ülkenin elinde kitle tahrip silahları bulunacağı hesaplanmaktaydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Büyük zaferle sonuçlanan ve dönem açan savaşlar sonrasında bir yeni düzenden bahsedilir; 1815 Viyana Kongresinin kurduğu &#8220;Avrupa Uyumu&#8221;, Birinci Savaş sonunun 1919 &#8220;Versailles Düzeni&#8221; gibi. İngiltere ve ABD&#8217;nin fazla erken davranarak daha Ağustos 1941&#8242;de Atlantik Bildirgesiyle sözünü ettikleri yeni düzen, esas olarak, SS sonrasında &#8220;Yeni Dünya Düzeni&#8221; adıyla Bush tarafından 1991&#8242;de ilan edildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her seferinde ülke sayısı ve çatışmalar artmıştı. Bu sefer de öyle oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(B. Oran)</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/soguk-savas-sonrasi-kavrami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nice Antlaşması</title>
		<link>http://husus.net/nice-antlasmasi.html</link>
		<comments>http://husus.net/nice-antlasmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Jun 2011 00:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Nice Antlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Nice Antlaşması nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nice Antlaşması tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://husus.net/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa Birliği Hükümet ve Devlet Başkanları, 8- 10 Aralık 2000 tarihlerinde Nice&#8217;te toplandı ve kurucu antlaşmalarda önemli değişiklikler Öngören Nice Antlaşması Taslak Metnini imzaladılar. Üye devletlerin kendi anayasal prosedürleri uyarınca onaylanma aşaması tamamlanarak Şubat 2003&#8242;te yürürlüğe girecek olan bu antlaşma &#8230; <a href="http://husus.net/nice-antlasmasi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p><strong> </strong></p>
<p>Avrupa Birliği Hükümet ve Devlet Başkanları, 8- 10 Aralık 2000 tarihlerinde Nice&#8217;te toplandı ve kurucu antlaşmalarda önemli değişiklikler Öngören Nice Antlaşması Taslak Metnini imzaladılar. Üye devletlerin kendi anayasal prosedürleri uyarınca onaylanma aşaması tamamlanarak Şubat 2003&#8242;te yürürlüğe girecek olan bu antlaşma değişikliği <span id="more-65"></span>taslağı, temelde yeni genişleme dalgasını karşılayabilmek ve AB&#8217;nin etkin biçimde işlemesini sağlamak için gerekli kurumsal reformları öngörmekte, AB kurumlarının üye sayıları ve yapıları üzerinde değişiklikler getirmekteydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Asli yapısal kurumlar olan Avrupa Parlamentosu, AB Bakanlar Konseyi, Avrupa Komisyonu, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı, Avrupa Sayıştayı ve işlevsel kurumlar arasında yer alan Ekonomik Sosyal Komite, Bölgeler Komitesi gibi organların üye sayıları, genişleme dikkate alınarak yeniden düzenlenmekte; Antlaşmaya ekli &#8220;Avrupa Birliğinin Genişlemesi Hakkında Bildiri&#8221; ise, kurumsal yapı üzerinde değişiklikleri yürürlüğe giriş tarihleri ile birlikte içermektedir. Burada, ayrıca, 2010 yılına kadar Avrupa Birliği kurumsal yapısının alacağı şekil üzerinde bir projeksiyona yer verilmekte; Türkiye hariç diğer aday devletlerin de katılımı ile 27 üyeli bir AB için Avrupa Parlamentosu, AB Bakanlar Konseyi, Avrupa Komisyonu vs. üye sayıları öngörülmektedir. Burada, özellikle, nitelikli oy çokluğu yönteminde ülkelerin sahip olduğu nitelikli oy oranları üzerinde bir değişime gidildiği ve büyük devletlerin etkisini arttırıcı bir yaklaşımın benimsendiği görülmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söz konusu kurumsal yapı reformları arasında, Amsterdam Antlaşması ile getirilen &#8220;güçlendirilmiş işbirliği&#8221; ilkesi ile ilgili düzenlemelere, AB vatandaşlarının oturma ve seyahat hakları ile ilgili düzenlemelere, ayrımcılığın kaldırılması, temel haklar, vize, sığınma hakkı ve göç konularında, Avrupa Merkez Bankasının statüsünde, ortak ticaret politikası ve sosyal hükümlerde, çevre politikasında, üçüncü ülkelerle ekonomik, mali ve teknik işbirliği ilişkilerinde. Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasında ve Cezai Konularda Polis ve Adli işbirliğine Dair Hükümler konularında bazı değişikliklere ve yeniliklere yer verilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bundan başka, Nice Zirvesinde bir &#8220;Avrupa Temel Haklar Şartı&#8221; hazırlanarak AB kurumları tarafından imzalanmış ve AB üyesi ülkelerin de incelemesine sunulmuştur. Hukuki niteliği ve bağlayıcılığı şu an için belirsiz olan bu belge, daha çok bir niyet beyanı görünümündedir ve üye devletlerin ve bazı organlarının AB müktesebatı içinde belirli bir temel haklar katalogu bulunmayışından kaynaklanan rahatsızlıklarını bir ölçüde de olsa ortadan kaldırma, kurucu antlaşmaların ana-yasalaşma sürecinde ve böylece siyasi birliğe dönüşme yolunda yeni bir adım oluşturma hedeflerine yöneliktir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(S. Baykal)</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/nice-antlasmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devlet Güvenlik Mahkemeleri</title>
		<link>http://husus.net/devlet-guvenlik-mahkemeleri.html</link>
		<comments>http://husus.net/devlet-guvenlik-mahkemeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 20:36:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Güvenlik Mahkemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet Güvenlik Mahkemesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Devlet Güvenlik Mahkemeleri İlk kez 1973 tarihli bir yasayla kurulan (ama bu yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından 1975&#8242;te iptal edilmesiyle ortadan kalkan) DGM&#8217;ler o dönemde yoğun bir siyasal ve toplumsal muhalefetle karşılaşmıştı. Bu mahkemeler, 12 Eylülün ardından oluşturulan otoriter düzende ise &#8230; <a href="http://husus.net/devlet-guvenlik-mahkemeleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/hukuk.jpg" alt="" title="devlet güvenlik mahkemsi" width="250" height="188" class="alignleft size-full wp-image-64" /><strong>Devlet Güvenlik Mahkemeleri</strong></p>
<p>İlk kez 1973 tarihli bir yasayla kurulan (ama bu yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından 1975&#8242;te iptal edilmesiyle ortadan kalkan) DGM&#8217;ler o dönemde yoğun bir siyasal ve toplumsal muhalefetle karşılaşmıştı. Bu mahkemeler, <strong>12 Eylül</strong>ün ardından <span id="more-63"></span>oluşturulan otoriter düzende ise rejimin ayrılmaz bir parçası haline geldi. 1982 Anayasasında kurulması öngörülen DGM&#8217;ler 1983 tarihli Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile oluşturulup 1984&#8242;te çalışmaya başladılar. Bunlar, &#8220;devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevlendirildiler. DGM&#8217;ler, uzmanlık mahkemesi olarak gerekçelendirildiler. Ama yargı bağımsızlığı, tabii yargı gibi temel ilkelere aykırı kuruluş ve yargılama usulleriyle, olağanüstü mahkeme özelliklen ağır bastı. Ağırlıklı olarak siyasal suçlara bakan DGM&#8217;ler, süreç içinde genel mahkemeler bakımından getirilen göreli iyileştirmelerin kapsamına da alınmadılar. 1998&#8242;de AİHM, Incal ve Çıraklar davalarında, DGM&#8217;lerde asker üyenin varlığının, AlHS&#8217;nin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali olduğuna karar verdi. Türkiye, bu kararların gereğini, ancak Abdullah Öcalan davası nedeniyle AİHM&#8217;de mahkum olma tehlikesi belirdiğinde yerine getirdi. Ama, yapılan değişiklik, asker üyenin varlığına son verilmesinden ibaret oldu. Bu değişiklik, Türkiye&#8217;nin Öcalan Davasından mahkumiyetine engel olmadı.</p>
<p>(G. Alpkaya) (Kaynak: Katoğlu, s. 255-274).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/devlet-guvenlik-mahkemeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Susurluk Kazası</title>
		<link>http://husus.net/susurluk-kazasi.html</link>
		<comments>http://husus.net/susurluk-kazasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 20:17:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[derin devlet]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk kazası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[Susurluk Kazası Olayı 3 Kasım 1996 saat 19.15 sularında bir Mercedes otomobil, Susurluk yakınlarında bir kamyona arkadan çarptı. Medya tarafından anında duyurulan olayın mahallinde 3 ölü ve 1 yaralı bulundu. Kimliklerinden, ölülerin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay, &#8230; <a href="http://husus.net/susurluk-kazasi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/susurluk.jpg" alt="" title="susurluk" width="270" height="200" class="alignleft size-full wp-image-60" />Susurluk Kazası Olayı</p>
<p>3 Kasım 1996 saat 19.15 sularında bir Mercedes otomobil, Susurluk yakınlarında bir kamyona arkadan çarptı. Medya tarafından anında duyurulan olayın mahallinde 3 ölü ve 1 yaralı bulundu. Kimliklerinden, ölülerin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, <span id="more-60"></span>Mehmet Özbay, Gonca Us; yaralının da DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak olduğu anlaşıldı. İzleyen saatlerde, Mehmet Özbay kimliğinin sahteliği, ölünün asıl adının 1978 Bahçelievler katliamı sanığı ülkücü mafya lideri Abdullah Çatlı olduğu, Bucak&#8217;ın da güneydoğuda &#8220;korucu&#8221; Bucak Aşiretinin reisi bulunduğu öğrenildi.</p>
<p>Soruşturma başlayınca, mesele dallanıp budaklandı. Otomobilin bagajından çıkan ve suikast aleti olarak bilinen yabancı marka silahların emniyet envanterinde kayıtlı olmadığı, kaçak oldukları belirlendi. Bucak&#8217;ın resmî korumalığını yapan eski özel timci polis memurlarının, kumarhaneci Ömer Lütfü Topal&#8217;ın kazadan 4 ay önce öldürülmesiyle ilgili olarak gözaltına alındıkları ama dönemin içişleri bakanı Mehmet Ağar&#8217;ın talimatıyla serbest bırakıldıkları ve daha sonra da Bucak&#8217;a koruma yapıldıkları ortaya çıktı, içlerinden biri de Tansu Çiller&#8217;in koruması olmuştu. Bu arada Ağar, Necdet Menzir ve Hayri Kozakçıoğlu imzalı silah taşıma ruhsatı sahibi Çatlı&#8217;nın Interpol tarafından kırmızı bültenle arandığı ve taşıdığı Ağar imzalı yeşil pasaportu 3 kez emniyet yazışması olmadan aldığı belirlendi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Topal&#8217;ı öldüren silahtaki parmak izinin Çatlı&#8217;ya ait olduğunu 13 Aralıkta açıkladı.</p>
<p>Olayların birbiri ardına eklenmesi üzerine politikacılar bir yandan Susurluk sanıklarını savunmaya, bir yandan da birbirlerini tehdit etmeye başladılar. Çatlı&#8217;nın ASALA&#8217;ya karşı kullanıldığı iddiaları duyulunca, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller 26 Kasımda &#8220;Bu ülke uğruna kurşun atan da yiyen de bizim için her zaman saygıyla anılır. Onlar şereflidirler&#8221; dedi. Bucak 24 Aralıkta &#8220;Dokunulmazlığım kalkarsa 15 gün sonra Mesut Yılmaz&#8217;ınki de kalkar&#8221; diye konuştu. Göstericiler, mahkemeye getirilirken sanıklara &#8220;Türkiye sizinle gurur duyuyor&#8221; diye tezahürata başladılar. Bunlara karşılık, sivil toplum örgütleri &#8220;Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık&#8221; kampanyasını Şubat 97&#8242;de başlattılar ve 1 ay boyunca saat 21&#8242;de ışıkları söndürerek pencerelerden ıslık çaldılar. Bu eylemi dönemin başbakanı Erbakan &#8220;gulu gulu dansı&#8221; olarak niteledi.</p>
<p>Sonunda, davanın 5. yılında polis-mafya-politikacı ilişkisindeki çeteleşme, Devlet Güvenlik Mahkemesinin 12 Şubat 2001&#8242;de verdiği kararla tescil edildi. Aralarında Bahçelievler katliamı sanıklarından Haluk Kırcı, özel timci polis memurları, bir eski MİT görevlisi ve bir uluslararası uyuşturucu kaçakçısının da bulunduğu 12 sanık &#8220;çete oluşturmaktan 4-6 yıl hapis cezası aldılar. Bucak ile Ağar dokunulmazlıkları nedeniyle yargılanamadılar.</p>
<p>Otodan çıkan &#8220;kayıp silahlar&#8221; davasının zaman aşımına uğradığı bir sırada, Yargıtay 8. Ceza Dairesi DGM kararını oybirliğiyle onaylayarak kararın şu gerekçesini de tescil etmiş oldu: &#8220;Suç işlemek amacıyla kurulan çetelerin içinde en tehlikelisi (&#8230;) resmî sıfat taşıyan kişilerin iştirak ettikleri çetelerdir.&#8221;</p>
<p>(B. Oran) (Kaynak: Cumhuriyet, 12-14.02. 1997 ve 13.02.2001; Radikal, 16.01.2002).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/susurluk-kazasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AİHS Denetim Sistemi</title>
		<link>http://husus.net/aihs-denetim-sistemi.html</link>
		<comments>http://husus.net/aihs-denetim-sistemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 23:29:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[AİHS]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[AİHS Denetim Sistemi 1950&#8242;de imzalanıp 1953&#8242;te yürürlüğe giren AİHS, 11. Protokol&#8217;ün yürürlüğe girdiği Kasım 1998&#8242;e kadar 45 yıl boyunca, üç organın görev yaptığı bir denetim sistemine sahipti. Bu sistem, insan hakları ihlallerine ilişkin iddiaların hem devletler tarafından (devlet başvurusu yoluyla), &#8230; <a href="http://husus.net/aihs-denetim-sistemi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/insan-hakları.jpg" alt="" title="insan hakları" width="250" height="188" class="alignleft size-full wp-image-43" /><strong>AİHS Denetim Sistemi</strong></p>
<p>1950&#8242;de imzalanıp 1953&#8242;te yürürlüğe giren AİHS, 11. Protokol&#8217;ün yürürlüğe girdiği Kasım 1998&#8242;e kadar 45 yıl boyunca, üç organın görev yaptığı bir denetim sistemine sahipti. Bu sistem, insan hakları ihlallerine ilişkin <span id="more-55"></span>iddiaların hem devletler tarafından (devlet başvurusu yoluyla), hem de bireyler tarafından (bireysel başvuru yoluyla) Sözleşme organlarının denetimine sunulabilmesine dayanıyordu. Sözleşme uyarınca ilk başvuru yeri, yarıyargısal bir organ olan Avrupa insan Hakları Komisyonu (AİHK) idi. AİHK bir devletin sözleşmede güvence altına alınan hak ve özgürlükleri çiğnediği iddiasını önce kabul edilebilirlik açısından inceliyor, kabul edilebilirlik kararı verirse esastan incelemeye geçiyordu. Bu sırada başvuruda bulunan tarafla, ilgili devlet arasında &#8220;dostça çözüm&#8221; olarak anılan bir uzlaşma sağlamaya çalışıyor, bu uzlaşma sağlanırsa süreç sona eriyordu. Dostça çözüm sağlanamaması durumunda AİHK iddiaların esasına ilişkin bir rapor hazırlıyordu. Raporda, Sözleşmenin ilgili devlet tarafından ihlal edilip edilmediğine ilişkin AİHK değerlendirmesi yer alıyordu.</p>
<p>Bunun ardından başvuru iki yoldan birini izliyordu: AİHK ya da ilgili devlet tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) götürülmesi durumunda, AİHM ilgili devletin Sözleşmeyi çiğneyip çiğnemediğine ilişkin nihai bir karar veriyordu. Uluslararası bir mahkeme olarak AİHM&#8217; nin kararları bağlayıcı idi. Başvurunun AİHM&#8217;ye götürül(e)memesi durumunda, konu siyasi bir organ olan Bakanlar Komitesi tarafından değerlendirilip sonuçlandırılıyordu. Denetim sisteminin en önemli özelliği, seçimlik niteliğiydi. Bir devlet AİHK&#8217;nin bireysel başvuruları kabul etme yetkisini tanımamış ise. Komisyon bu devlete ilişkin bireysel başvuruları inceleyemiyordu. Bunun gibi, AİHM&#8217;nin yargılama yetkisi de seçimlik idi, bir devletin Mahkeme tarafından yargılanabilmesi, bunu bir bildirimle kabul etmiş olmasına bağlıydı. Dolayısıyla, bu bildirimleri yapmamış olan bir devlete karşı denetim sistemi içinde açık olan tek yol, devlet başvurusu yoluydu, bu da Bakanlar Komitesinde sonuçlanıyordu.</p>
<p>(G. Alpkaya)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/aihs-denetim-sistemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları &quot;Yorum Beyanı&quot;</title>
		<link>http://husus.net/insan-haklari-yorum-beyani.html</link>
		<comments>http://husus.net/insan-haklari-yorum-beyani.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:53:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları nedir]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları yorum beyanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[İnsan Hakları &#8220;Yorum Beyanı&#8221; Türkiye, iç dinamiğinin ancak çok yavaş üretebildiği demokrasi ve insan haklarını dış dinamikten sağlamaya çalışmaktadır. Dışişleri Bakanlığı uluslararası sözleşmeler imzalamakta, sonra bunların zorlayıcı hükümleri uygulanmaya çalışılarak Türkiye&#8217;ye bu haklar taşınmaktadır. Doğal olarak, bu arada çok sayıda &#8230; <a href="http://husus.net/insan-haklari-yorum-beyani.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/insan-hakları.jpg" alt="" title="insan hakları" width="250" height="188" class="alignleft size-full wp-image-43" /><strong>İnsan Hakları &#8220;Yorum Beyanı&#8221;</strong></p>
<p>Türkiye, iç dinamiğinin ancak çok yavaş üretebildiği demokrasi ve insan haklarını dış dinamikten sağlamaya çalışmaktadır. Dışişleri Bakanlığı uluslararası sözleşmeler imzalamakta, sonra bunların zorlayıcı hükümleri uygulanmaya çalışılarak Türkiye&#8217;ye bu haklar taşınmaktadır. <span id="more-53"></span>Doğal olarak, bu arada çok sayıda sorun çıkmakta ve aksama olmaktadır. Hatta bu hakların uygulanmasına birçok kişi ve çevre &#8220;Türkiye&#8217;nin iç işlerine müdahale&#8221; oldukları gerekçesiyle karşı çıkmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye, bu sözleşmeleri imzalarken, çok muhafazakar bir &#8220;Yorum Beyanımda bulunmaktadır. Muhafazakardan kasıt, teknik olarak &#8220;çekince&#8221; demek mümkün olmadığı için böyle adlandırılan bu şerhin, insan ve azınlık hakları konusundaki çağdaş uygulamanın epey gerisinde kalmış olduğu gerçeğidir.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin çok sayıda başvurduğu bu &#8220;yorum beyanlarının tipik örneği şöyledir: &#8220;Türkiye Cumhuriyeti, (X) sözleşmesinin (x) maddelerini TC Anayasası ve 24 Temmuz 1923 Lausanne Antlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı tutmaktadır&#8221;.</p>
<p>Bu ibare şu anlama gelmektedir: İmzalayıp kabul ettiğimiz hükümlerdeki haklar eğer 1982 Anayasasınca yasaklanan haklar-dansa, ya da, gayrimüslim olan vatandaşlardan başkasını ilgilendiriyorsa, bu haklar uygulanamaz.</p>
<p>Oysa, bir defa, 1982 Anayasası 2002&#8242;ye kadar 6 kez değişikliğe uğramıştır ve 12 Ey-lül&#8217;ün bu belgesini hareketin lideri ve eski cumhurbaşkanı Kenan Evren&#8217;den başka açıkça savunan kimse kalmamıştır. İkincisi, Lausanne&#8217;ın yalnızca gayrimüslimleri azınlık sayması burada konuyla ilgisizdir; çünkü hem imzalanan sözleşmeler azınlık haklarından çok insan hakları getirmektedir, hem de Lausanne 38.-44. Maddelerde azınlık olmayanlara da haklar getirilmiştir. Diğer yandan, Türkiye durmadan 1923&#8242;e gönderme yapmaktadır ama, artık AB literatüründe azınlık: &#8220;Kendini çoğunluktan farklı sayan ve bu farklılığı kimliğinin vazgeçilmez öğesi sayan herkes&#8221; diye tanımlanmaktadır.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin bugünkü dünyada &#8220;bende gayrimüslimlerden başka azınlık yok&#8221; demeye devam etmesi bir çözüm olmaktan çoktan çıkmıştır. Zaten, bu &#8220;yorum beyanı&#8221; da uluslararası mahkemelerde her seferinde geçersiz sayılmaktadır. Yapılacak tek şey, azınlıklar konusunda son derece hassas olan Fransa&#8217;nın son birkaç yıldır yaptığı gibi, bireysel özgürlükleri (demokrasiyi) genişletmek yoluyla azınlıkların grup hakkı isteklerini anlamsızlaştırmaktır.</p>
<p>(B. Oran) (Kaynak: Oran, 2000, s. 130 vd.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/insan-haklari-yorum-beyani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 Eylül Mevzuatı</title>
		<link>http://husus.net/12-eylul-mevzuati.html</link>
		<comments>http://husus.net/12-eylul-mevzuati.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:36:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül Mevzuatı]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül Mevzuatı nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül Mevzuatı Darbenin yapıldığı gün ile MGK&#8217;nın varlığının sona erdiği 6 Aralık 1983 arasında, MGK&#8217;nın yasa hükmü doğuran yasal düzenlemelerinin sayısı 900&#8242;e yaklaşmaktadır. Bunlar, 1982 Anayasasının geçici 15. Maddesiyle, anayasaya uygunluk denetiminden bağışık tutulmuştu. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu &#8230; <a href="http://husus.net/12-eylul-mevzuati.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/12-eylül-mevzuatı-300x300.jpg" alt="" title="12 eylül mevzuatı" width="300" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-50" /><strong>12 Eylül Mevzuatı<br />
</strong><br />
Darbenin yapıldığı gün ile MGK&#8217;nın varlığının sona erdiği 6 Aralık 1983 arasında, MGK&#8217;nın yasa hükmü doğuran yasal düzenlemelerinin sayısı 900&#8242;e yaklaşmaktadır. Bunlar, 1982 Anayasasının geçici 15. Maddesiyle, <span id="more-48"></span>anayasaya uygunluk denetiminden bağışık tutulmuştu. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde bu mevzuatın önemli bir özelliği, antidemokratik bir düzeni kurumsallaştırma amacını yansıtmasıdır. Devlet ve otoritenin yüceltilmesi, insan hakları ve özgürlüklerin geri plana itilmesi bu mevzuatın en tipik özelliğidir. Söz konusu MGK kararlarının büyük bir bölümü 1982 Anayasasından önce çıkarılmıştır. Dolayısıyla, anayasa adeta bu kararların daha üst düzeyde tescili niteliğindedir. 12 Eylül mevzuatının önemli bir bölümü yeni yasalardan oluşmakla birlikte, kayda değer bir bölümü de eski yasalarda yapılan kapsamlı ve köklü değişikliklerdir. Bütün bu yönleriyle, 12 Eylül mevzuatı, 1961 Anayasasıyla getirilen Türk hukuk düzenini tersyüz ederek otoriter bir rejimi kurumsallaştırmıştır. Bu mevzuatın bir bölümü ancak AB&#8217;ye üyelik sürecinde değiştirilmeye başlanmıştır.</p>
<p>(G. Alpkaya) (Kaynak: Gemalmaz, [1997], passim).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/12-eylul-mevzuati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başlıca İnsan Hakları Sözleşmeleri</title>
		<link>http://husus.net/baslica-insan-haklari-sozlesmeleri.html</link>
		<comments>http://husus.net/baslica-insan-haklari-sozlesmeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 22:21:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[başlıca insan hakları sözleşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları sözleşmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Başlıca İnsan Hakları Sözleşmeleri 1990 itibariyle başlıca insan hakları sözleşmeleri şöyle sınıflandırılabilir: Genel nitelikli sözleşmeler: Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin BM Sözleşmesi (1966), Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin BM Sözleşmesi (1966) ve ek protokolleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1950) &#8230; <a href="http://husus.net/baslica-insan-haklari-sozlesmeleri.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/insan-hakları.jpg" alt="" title="insan hakları" width="250" height="188" class="alignleft size-full wp-image-43" /><strong>Başlıca İnsan Hakları Sözleşmeleri</strong></p>
<p>1990 itibariyle başlıca insan hakları sözleşmeleri şöyle sınıflandırılabilir:</p>
<p>Genel nitelikli sözleşmeler: Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin BM Sözleşmesi (1966),<span id="more-42"></span> Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin BM Sözleşmesi (1966) ve ek protokolleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (1950) ve ek protokolleri, Avrupa Sosyal Şartı (1961) ve ek protokol (1988), Amerikan insan Hakları Sözleşmesi (1969) ve Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Ek Protokol (1988), Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı (1981).</p>
<p>Spesifik sözleşmeler. Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin. Sözleşme (1948), Savaş Suçları ve insanlığa Karşı Suçların Zamanaşımına Uğramamasına İlişkin Sözleşme (1968), Köleliğe Karşı Sözleşme (Değişik) (1953), Köleliğin, Köle Ticaretinin ve Köleliğe Benzer Kurum ve Uygulamaların Kaldırılmasına ilişkin Ek Sözleşme (1956), İnsan Ticaretinin ve Başkalarının Fahişeliğinin Sömürülmesinin Önlenmesine ilişkin Sözleşme (1950), Zorla Çalıştırmaya İlişkin ILO Sözleşmesi (1930), Zorla Çalıştırmanın Kaldırılmasına ilişkin ILO Sözleşmesi (1957), işkenceye ve Diğer Zalimce, Insanlıkdışı ya da Aşağılayıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme (1984), İşkencenin ve Insanlıkdışı ya da Aşağılayıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesine İlişkin Avrupa Sözleşmesi (1987), Sosyal Güvenliğin Asgari Standartlarına İlişkin ILO Sözleşmesi (1952),(Avrupa Sosyal Güvenlik Kodu ve ek protokolü (1964), Sosyal Güvenliğe ilişkin Avrupa Sözleşmesi (1972).</p>
<p>Grupların Korunmasına İlişkin Sözleşmeler. Sığınmacıların Statüsüne ilişkin Sözleşme (1951) ve Protokol (1967), Uyruksuzların Statüsüne İlişkin Sözleşme (1954), Uyruksuzluğun Azaltılmasına İlişkin Sözleşme (1961), Göçmen işçilere İlişkin ILO Sözleşmesi (1949), Göçmen İşçilerin Hukuksal Statüsüne İlişkin Avrupa Sözleşmesi (1977), Örgütlenme Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına ilişkin (87 sayılı) ILO Sözleşmesi (1948), Kadınların Siyasal Haklarına ilişkin Sözleşme (152), Çocuk Hakları Sözleşmesi (1989), 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 Ek Protokolleri.</p>
<p>Ayrımcılığa Karşı Sözleşmeler. Irk Ayrımcılığının Bütün Biçimleriyle Sona Erdirilmesine ilişkin Uluslararası Sözleşme (1965), Apartheid Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (1973), Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Sona Erdirilmesine ilişkin Sözleşme (1975), Eğitimde Ayrımcılığa Karşı UNESCO Sözleşmesi (1960).</p>
<p>(G. Alpkaya) (Kaynak: Marie, p. 5773).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/baslica-insan-haklari-sozlesmeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balkanlarda Müslümanlar ve Türkler</title>
		<link>http://husus.net/balkanlarda-muslumanlar-ve-turkler.html</link>
		<comments>http://husus.net/balkanlarda-muslumanlar-ve-turkler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 21:47:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlarda müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[balkanlarda türkler]]></category>
		<category><![CDATA[slav kökenli müslümanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Balkanlarda Müslümanlar ve Türkler Balkanlarda etnik açıdan 3 büyük Müslüman grubundan söz edilebilir: Türkler, Arnavutlar, Slav kökenli Müslümanlar. Balkanlarda Türkler Bulgaristan&#8217;da (900.000), Yunanistan&#8217;da (120.000), Makedonya&#8217;da (100.000) ve Kosova&#8217;da (12.000) yaşamaktadırlar. Bu sayılar, bu Müslüman-Türklerin sübjektif kimliği esas alınarak verilmiştir. Yani, &#8230; <a href="http://husus.net/balkanlarda-muslumanlar-ve-turkler.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img alt="" src="http://yukle.resimyorumla.com/thumbs/balkanlar.png" title="balkanlar" class="alignleft" width="160" height="110" />Balkanlarda Müslümanlar ve Türkler</p>
<p>Balkanlarda etnik açıdan 3 büyük Müslüman grubundan söz edilebilir: Türkler, Arnavutlar, Slav kökenli Müslümanlar.</p>
<p>Balkanlarda Türkler Bulgaristan&#8217;da (900.000), <span id="more-38"></span>Yunanistan&#8217;da (120.000), Makedonya&#8217;da (100.000) ve Kosova&#8217;da (12.000) yaşamaktadırlar. Bu sayılar, bu Müslüman-Türklerin sübjektif kimliği esas alınarak verilmiştir. Yani, &#8220;Ben Türk&#8217;üm&#8221; diyenlerin sayısıdır. Eğer, sosyal bilimlerde fazla bir anlam taşımayan objektif kimlik (yani, doğuştan getirilen etnik kimlik) açısından sorulacak olursa, bu sayıların içinde, Slav kökenli Müslümanlardan olan Pomakların (Bulgaristan ve Yunanistan&#8217;da), Torbeşlerin (Makedonya&#8217;da) ve sayısı belirsiz bir miktar Çingene kökenlinin de (Bulgaristan ve Yunanistan) bulunduğunu belirtmek gerekir.</p>
<p>Slav etnik kökenli Müslümanlar Sofya tarafından Bulgar, Atina tarafından Yunanlı, Üs-küp tarafından Müslüman Makedon sayılmaktadır. Özellikle 1990&#8242;ların ikinci yarısından beri Yunan hükümetleri Pomak kökenli Batı Trakyalılar arasında yapay bir Pomaklık bilinci yaratmaya çalışmakta, Üsküp yönetimi de Tor-beşlere yalnızca Müslüman olduklarına ilişkin belge imzalatmaktadır.</p>
<p>Pomak ve Torbeş kökenliler Türk olmadıklarının söylenmesinden büyük rahatsızlık duyarlar. Pomak kökenlilerin B. Trakya&#8217;da, Tor-beşlerin de Makedonya&#8217;da Türk okullarına gidebilmek için boykot yaptıklarına çok rastlanmıştır. Bu durumun nedenleri pek fazladır: Balkanlarda tarih içinde bütün Müslümanlar dışarıdan &#8220;Türk&#8221; olarak algılanmıştır (Fransızca&#8217;da Se Faire Turc -Türk olmak, İslam&#8217;ı kabul etmek anlamına gelir); sadece Türklerin bir &#8220;akraba devleti&#8221; vardır ve burada Müslüman azınlıklara sadece Türkiye sahip çıkmaktadır; Türkler ekonomik, dilsel, tarihsel vs. bakımlarından çok daha zengindir; nihayet, Ortodoksların egemen olduğu Balkanlarda etnik bilinçten çok dinsel bilinç önemlidir ve bu durum Türklerin yönetimindeki Osmanlı&#8217;dan beri böyle gelmektedir.</p>
<p>Slav kökenli Müslümanların biri de, Bosna-Hersek&#8217;de en büyük etnik grup olan Boşnaklardır.</p>
<p>Balkanlardaki bir diğer Müslüman azınlık grubu, Yugoslavya genelinde azınlık olan ama Kosova&#8217;da yüzde 90&#8242;la çoğunluğu oluşturan Arnavutlardır. Bu etnik grup Makedonya&#8217;da da en büyük azınlıktır. Sayıları, resmî verilere göre 430.000 (yüzde 21), kendi verilerine göre 700.000&#8242;dir.</p>
<p>Balkan Müslümanları arasındaki genel eğilim, en kalabalık Müslüman etnik gruba asimile olmaktır. Bu nedenle, Kosova ve Makedonya&#8217;daki Arnavutlar Türkleri bazen telkin, bazen de zorlamayla asimile etmeye çalışmakta; Bulgaristan ve özellikle de Batı Trakya&#8217;daki Pomak etnik kökenliler ile Makedonya&#8217;daki Torbeşler kendilerini Türk sayarak Türklüğe gönüllü olarak asimile olmaktadırlar.</p>
<p>(B. Oran)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/balkanlarda-muslumanlar-ve-turkler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Novoye Mışleniye (Yeni Düşünce)</title>
		<link>http://husus.net/novoye-misleniye-yeni-dusunce.html</link>
		<comments>http://husus.net/novoye-misleniye-yeni-dusunce.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Sep 2010 21:40:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[Novoye Mışleniye]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[yeni düşünce]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.husus.net/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Novoye Mışleniye (Yeni Düşünce) Siyasal yaşamdaki yeni düşünce (novoye mışleniye) akımı üç temel alanda tartışma başlatmıştı: Parti&#8217;nin önderliği, siyasal sistemde güçler ayrımının gereği ve çoğulculuğun güçlenmesi- Novoye mışleniyenin 1980&#8242;lerde dış politikaya yansıması ise üç alanda gerçekleşti: Silahsızlanma girişimleri, uluslararası kapitalist &#8230; <a href="http://husus.net/novoye-misleniye-yeni-dusunce.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-36" title="agac" src="http://www.husus.net/wp-content/2010/09/agac-adam.jpg" alt="" width="250" height="241" />Novoye Mışleniye (Yeni Düşünce)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Siyasal yaşamdaki yeni düşünce (novoye mışleniye) akımı üç temel alanda tartışma başlatmıştı: Parti&#8217;nin önderliği, siyasal sistemde güçler ayrımının gereği ve çoğulculuğun güçlenmesi- Novoye mışleniyenin 1980&#8242;lerde<span id="more-35"></span> dış politikaya yansıması ise üç alanda gerçekleşti: Silahsızlanma girişimleri, uluslararası kapitalist sisteme eklemlenme çabaları ve &#8220;Ortak Avrupa Evi&#8221; tasarısı.</p>
<p>1) Gorbaçov&#8217;un ABD ve Batı ile silahsızlanma görüşmelerini başlatmasının temelinde ekonomik zorluklar yatıyordu. İçeride ekonomik yeniden yapılanma ve demokratikleşme süreci yürütülürken dışarıda sorun yaşamak istemiyordu. 1985&#8242;teki Cenevre silahsızlanma konferansında biraraya gelen Gorbaçov ile Reagan nükleer silahlanmanın uzaya taşınmaması (Yıldız Savaşları projesinden vazgeçilmesi) ve orta menzilli silahların azaltılması konularında anlaşmaya vardılar. Silahsızlanma görüşmelerinin önünü açan, yerinden denetim ilkesinin SSCB tarafından kabul edilmesi oldu.</p>
<p>2) izlenen dış politikanın asıl amacı SSCB&#8217;yi uluslararası kapitalist sistemin içerisine eklemlemeydi. Ama, eklemlenme süreci çeşitli sonuçlar ortaya çıkardı: Birincisi, uluslararası alanda gerilim yaşanan bölgelerde SSCB&#8217;nin hiç olmadığı denli güçsüz olduğu ortaya çıktı. İkincisi, içeride düzenlemeler yaparken SSCB&#8217;nin dışarıda istikrara gereksinimi vardı. Üçüncüsü, koşullar özel durumlar dışında daha küçük bir savunma ve dışişleri bütçesini dayatıyordu.</p>
<p>3) Gorbaçov&#8217;un 10 Nisan 1987&#8242;den başlayarak öne sürdüğü &#8220;Ortak Avrupa Evi&#8221; tasarısının altında, SSCB gibi doğu Avrupa ülkelerinin de uluslararası kapitalist sisteme eklemlenmesi kaygısı yatıyordu. Gorbaçov bu ülkelerde girişilecek düzenlemeleri destekleyeceklerini açıkladı.</p>
<p>(E. Tellal)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://husus.net/novoye-misleniye-yeni-dusunce.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

