Devlet Güvenlik Mahkemeleri
İlk kez 1973 tarihli bir yasayla kurulan (ama bu yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından 1975′te iptal edilmesiyle ortadan kalkan) DGM’ler o dönemde yoğun bir siyasal ve toplumsal muhalefetle karşılaşmıştı. Bu mahkemeler, 12 Eylülün ardından oluşturulan otoriter düzende ise rejimin ayrılmaz bir parçası haline geldi. 1982 Anayasasında kurulması öngörülen DGM’ler 1983 tarihli Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile oluşturulup 1984′te çalışmaya başladılar. Bunlar, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevlendirildiler. DGM’ler, uzmanlık mahkemesi olarak gerekçelendirildiler. Ama yargı bağımsızlığı, tabii yargı gibi temel ilkelere aykırı kuruluş ve yargılama usulleriyle, olağanüstü mahkeme özelliklen ağır bastı. Ağırlıklı olarak siyasal suçlara bakan DGM’ler, süreç içinde genel mahkemeler bakımından getirilen göreli iyileştirmelerin kapsamına da alınmadılar. 1998′de AİHM, Incal ve Çıraklar davalarında, DGM’lerde asker üyenin varlığının, AlHS’nin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali olduğuna karar verdi. Türkiye, bu kararların gereğini, ancak Abdullah Öcalan davası nedeniyle AİHM’de mahkum olma tehlikesi belirdiğinde yerine getirdi. Ama, yapılan değişiklik, asker üyenin varlığına son verilmesinden ibaret oldu. Bu değişiklik, Türkiye’nin Öcalan Davasından mahkumiyetine engel olmadı.
(G. Alpkaya) (Kaynak: Katoğlu, s. 255-274).